İnşaat Manşet

Türkiye’de 2040 yılında ilave 28 bin kişilik huzurevi kapasitesine ihtiyaç duyulacak

Türkiye’de 1970 sonrası dönemde kırdan kente yaşanan göçün hız kazanması, geleneksel aile yapısında değişimlere sebep olurken, kentlerdeki çalışma sistemi, kira, ulaşım, eğitim benzeri ekonomik maliyetler, kadın işgücünün yaygınlaşması, geleneksel geniş aile yapısından çekirdek aile yapısına geçişi hızlandırdı. Günümüzde de devam etmekte olan bu sürecin oluşturduğu problemlerden biri de yaşlıların yalnızlaşması. EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdür Yardımcısı Özdil Şahin, 2040 yılında bugünkü kapasiteye ilave olarak 28 bin kişilik huzurevi kapasitesine daha ihtiyaç duyulacağını açıkladı.

2000 yılı öncesi dönemde bu sorunun çözümüne yönelik devlet eliyle yapılan huzurevi yatırımlarının olduğunu ve 2000 yılı sonrasında özel sektör yatırımlarının hız kazandığını belirten EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdür Yardımcısı Özdil Şahin, “Markalaşmanın henüz yaygınlaşmadığı sektörün Türkiye’deki gelişimi devam ediyor. Türkiye’de ortalama yaşam süresi erkeklerde 75 yaş, kadınlarda 81 yaş olup, ortalama yaşam süresi 78 yaştır. Türkiye’de yaşlı nüfusun yıllara göre değişimi incelendiğinde, yaşlı nüfusun artış eğiliminde olduğu görülmektedir. Aynı zamanda toplam nüfus içerisindeki payı da artmaktadır” dedi.

Türkiye’de yasal mevzuata göre 55 yaş ve üzeri kişilerin yaşlı bakım evlerinde kalabildiğinin de altını çizen Şahin, “2020 yılı itibari ile 55 yaş ve üstü nüfusun toplam nüfustaki payı yüzde 19,26 olup, 2023 itibari ile bu oranın yüzde 20 seviyesine, 2040 yılında ise yüzde 28 seviyesine çıkması öngörülmektedir. Maksimum emeklilik yaşı olan 65 yaşa göre bakıldığında ise, Türkiye nüfusunun yüzde 9,51’i 65 yaş ve üstü yaş grubundadır. 2023 yılında bu oranın yüzde 10, 2040 yılında ise bu oranın yüzde 16’lar seviyesine çıkması bekleniyor.

OECD 2018 yılı verilerine göre, hem G20 ülkeleri arasında hem de dünyadaki en yüksek yaşlı nüfusu oranı yüzde 28 ile Japonya’da bulunuyor. Avrupa ülkeleri arasında yüzde 22,7 ile İtalya en yüksek orana sahip iken, İtalya’yı yüzde 21 seviyesindeki Yunanistan, Portekiz ve Almanya, yüzde 19 seviyesindeki Fransa, yüzde 18 seviyesindeki İngiltere, yüzde 17 seviyesindeki Kanada ve yüzde 16 seviyesindeki ABD takip ediyor. 2020 yılı verilerine göre Türkiye’deki yaşlı nüfus yüzde 9,51 seviyelerinde iken, 2040 yılı nüfus tahminlerine göre Türkiye’nin yaşlı nüfus seviyesinin (yüzde 16), bugünkü ABD’nin yaşlı nüfus oranını yakalayacağı öngörülüyor.


Kaynak: OECD, 2018

TÜİK tarafından 2016 yılında yapılan Türkiye Aile Yapısı Araştırması’nda, bireylerin kendilerine bakamayacak kadar yaşlandıklarında nasıl yaşamayı düşündükleri sorulduğunda; bireylerin yüzde 37,6’sı yaşlandıklarında çocuklarının yanında kalmayı istediklerini, yüzde 29,4’ü evde bakım hizmeti almak istediğini, yüzde 11’i ise huzurevine gitmek istediğini belirtti. Bireylerin yüzde 21,6’sı ise yaşlandıklarında nasıl yaşayacakları hakkında bir fikirlerinin olmadığını söyledi.

Türkiye’de mevcutta bulunan yaşlı bakım evlerinin, 35 bin 272 kişi kapasitesi bulunuyor. 55 yaş ve üzeri nüfusun binde 2,2’si yaşlı bakım evlerinde kalabiliyor. 2040 yılında öngörülen nüfus artışı dikkate alındığında, o dönem ki 55 yaş üstü nüfusun binde 2,2’sinin yaşlı bakım evlerinde kalacağı varsayıldığında, 2040 yılı için minimum 28.759.594 x 0,022= 63 bin 271 toplam kapasite gerekiyor. Sonuç olarak, 2040 yılında bugünkü kapasiteye ilave olarak 28 bin kişilik huzurevi kapasitesine ihtiyaç duyulacağı bugünün koşulları itibari ile öngörülüyor.


Kaynak: Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 2020

Türkiye’deki aile yapısı ise yaşlıların evde bakılması tercihini ortaya koyuyor. Yaşlılar sosyal olarak yalnızlaşacaklarını düşündükleri için ailelerinden uzakta olan bakım evlerinde konaklamak istemiyor. Ancak hayat tarzları zaman içerisinde değişime uğrayabildiği gibi, tercihler de değişime uğrayabiliyor. Bazı insanlar ise eşini de kaybetmenin verdiği yalnızlıkla kendilerini huzurevlerinde mutlu hissediyorlar. Buradaki sosyal ortam insanlara daha cazip hale gelebiliyor. Bu açıdan bakıldığında yaşlıların bakımı için kurulacak merkezlerin, yaşlıların ailelerine ve çocuklarına yakın ve erişilebilir olması ihtiyacı önem kazanıyor. Farklı örneklerde, yaşlı bakım evleri, geriatri klinikleri ile fizik tedavi merkezlerinin bir arada düşünüldüğü, termal su bulunan lokasyonlarda yaşlı evi projeleri geliştirildiği biliniyor. Konsept olarak, yeşilin içerisinde yer alan, yatay mimari ve yürüyüş yapılmasına imkan veren geniş ve eğimli olmayan düz bir bahçe içerisindeki örnekler başarılı örnekler olarak değerlendiriliyor. Dünyada bazı ülkelerde farklı kuşakların iletişimi açısından, kreşler ile yaşlı bakım evlerinin entegre edildiği örnekler görülüyor. Yaşlılar için geliştirilecek projelerde, önemli olan sosyal hayattan kopmadıkları, yalnız kalmadıkları, sosyal bir yaşam yaratma ihtiyacına odaklanmak olmalıdır. Bu sebeple daha sosyal bir yaşam tarzı ortaya koyması sebebi ile zaman içerisinde huzurevi algısının “yaşlı bakım köyleri”ne değişmesi bekleniyor.

Türkiye’deki bazı örneklerinde restoran, kafe, spor salonu, hobi odaları, yürüyüş parkuru, açık ve kapalı yüzme havuzları, hamam ve sauna, SPA alanları, sebze ve meyve yetiştirmek için kişiye özel hobi bahçeleri, yoğun bakım üniteleri, fizyoterapi imkanları gibi hizmetler sağlanabiliyor.

Yurtdışındaki lüks örneklerinde içerisinde açık ve kapalı yüzme havuzları, kütüphane, spor tesisi, golf sahaları, güzellik ve bakım merkezleri, termal su ve kaplıcalar, sauna, dans stüdyosu, tenis kortları ve kulüpleri, gurme restoranlar bulunan yaşlı bakım evlerinin hizmet verdiği biliniyor. Bahsedilen örneklerde, kullanıcılar için sağlıklı yaşam programları hazırlanmakta, takibi yapılmakta, beslenme ve fitness için danışmanlık hizmetleri de verilmektedir. Nüfusu gittikçe yaşlanmakta olan gelişmiş ülkeler, bakıma muhtaçlık riski ve sorununa karşı alternatif modeller arayışına girmiş ve yapılan yatırımlar sektörü hızla geliştirdi. Evde bakım hizmetlerinin arttırılması da bu konuda gerekli çözümler arasında karşımıza çıkıyor. Evde bakım hizmetleri, ülkemizde de en çok tercih edilen ikinci seçenek olarak görünüyor. Avrupa ülkelerinde nüfusun yaşlanması ile birlikte devlet ve özel sağlık sigortası, bireysel emeklilik modellerinin yeniden kurgulandığı görülüyor. Örneğin eşine bakmak durumunda olan kişilerin devletten ya da sigortadan bakım parası alması gibi yaklaşımlar görülüyor. Diğer bir konu da yaşlı bakımı konusunda eğitimli ve deneyimli personel ihtiyacıdır. Bu konuda üniversitelerde yeni bölümler açılması ileri ki dönemde oluşabilecek ihtiyacı karşılamak için önemli konulardan biri olarak görünüyor.

Nüfusun yaşlanması, Türkiye’de bugün için acil bir sorun olarak görünmese de, önümüzdeki 20 yıl içerisinde yeni çözüm önerilerine ihtiyaç duyulacak sosyal bir süreç olarak değerlendirilmelidir. Planlama yapabilmek ve yol haritası belirleyebilmek açısından bu süre içerisinde gerekli tedbirlerin alınması önem kazanıyor. Özellikle Avrupa ülkelerinde yaşlı nüfus oranının fazla olması ve bakım ihtiyacının bulunması, Türkiye’nin doğal güzellikleri ve personel maliyetleri konusunda Avrupa’ya nazaran daha uygun olması gibi koşullar değerlendirildiğinde, Türkiye’nin Avrupa’daki yaşlı nüfusun bakımı için de cazip bir ülke konumunda olduğu söylenebiliyor. Yabancı emeklilik fonlarının yaşlı sağlık köyleri yatırımları konusunda Türkiye’ye ilgisi olduğu bilinmektedir. Önümüzdeki yıllarda Türkiye’de yaşlı bakımı konusunda daha çok üniversite mezunu personel yetiştirilmesi ve konunun uluslararası anlamda hukuki altyapısının oluşturulması ile birlikte, Türkiye’de büyük ölçekli yaşlı bakım köyü projelerinin hayata geçmesi beklenmektedir” şeklinde görüşlerini dile getirdi.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ