İnşaat Manşet

Türkiye’nin karbonsuzlaşma hedefi için elektrik üretiminin tabana yayılması önemli

Ege Ekonomik Forum’da Saat 15:00’de gerçekleşen günün ikinci oturumu ‘İhracatta 2050 Hedefi ‘Sıfır Karbon’ Forumun Stratejik Partneri olan Ege İhracatçı Birlikleri ev sahipliğinde gerçekleşti. Oturumun açılış konuşması Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Mevlüt Kaya tarafından gerçekleştirildi.

Türkiye’nin hali hazırda 506 milyon ton sera gazı salınımını 2053’e kadar sıfırlayacağını taahhüt ettiğini hatırlatan Mevlüt Kaya, “Bu miktarı yüzde 80 düşürmemiz gerekiyor. Kalan 100 milyon tonu da orman alanlarımızın hapsedeceği hesaplanıyor. Bu hedef için yenilenebilir enerji kaynaklarımza yoğunlaşmalıyız.” dedi.

Rüzgar ve güneş enerjilerinden elektrik üreten hibrit santrallerin dünyada hızlıca yaygınlaştığını, Türkiye’nin de bu alana odaklanması gerektiğini belirten Kaya, “Hükümet bu noktada desteklerini tekrar kurgulamalı. Enerji Depolama Yönetmeliği’nin Resmi Gazete’de yayınlanmasını, bu konuda atılmış önemli bir adım olarak görüyoruz. Bu noktada bankacılık sektörünün doğru finansal destekleme modellerini hızlıca hayata geçireceğine inanıyoruz. Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği önlemleri kritik role sahip. Enerji sektöründe döngüsel bir ekonomiyle alınacak önlemlerle emisyonların yüzde 55’ini kontrol altına alabiliriz. Döngüsel ekonomiye yoğunlaşarak, her gün kullandığımız arabaları, kıyafetleri, yiyecekleri ve diğer ürünleri dönüştürülebilir ürünlerle üreterek sıfır karbon hedefine ulaşabiliriz.” dedi.

Elektrik Üretiminin Tabana Yayılması, Karbon Hedeflerine Erişim İçin Kritik

Oturumun açılış konuşması ardından Global Compact Yönetim Kurulu Üyesi & Forum İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi Servet Yıldırım’ın yönetiminde gerçekleşen oturumda ise; ENSİA-Enerji Sanayicileri & İş Adamları Deneği Başkanı Alper Kalaycı, AB Türkiye Delegasyonu Ticaret ve Diğer AB Politikaları Daire Başkanı Bartosz Przywara, Uluslararası Karbon Eylem Ortaklığı Kıdemli Danışmanı Theresa Wildgrube, Kadir Has Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alp Erinç Yeldan, küresel hedef “2050’de 0 Karbon” yaklaşımının Türkiye’nin ihracatı için nasıl bir etki oluşturacağını konuştular.

Enerji Sanayicileri & İş Adamları Deneği Başkanı Alper Kalaycı, Türkiye’nin ürettiği 506 milyon ton sera gazı emisyonunun enerjinin toplam payının yüzde 72 olduğunu hatırlatırken, bu payın bir kısmının ulaştırma, bir kısmının ısınma ve bir kısmının elektrik enerjisi üretimiyle ortaya çıktığını hatırlattı. “Günümüzde elektrik enerjisi üretme konusu hiç olmadığı kadar kolaylaşmış ve ucuzlamış durumda.

Güneş enerjisinden piyasa fiyatlarının yarı fiyatına elektrik üretme hakkınız var. Ve bu haktan da bizler, veya tüm sanayiciler, veya tüm hane halkları faydalanabiliyor olmalı. Bu nedenle herkes kendi elektriğini üretebildiği sürece enerji konusundaki hem dışa bağımlılığımızı hem de karbon konusundaki sıkıntıyı tamamen rahatlatacağız. Elektrik üretmek isteyen herkesin önünü açıyor olmamız lazım.” sözleri ile elektriğin de artık bir emtia olarak algılanması gerektiğini belirten Kalaycı, teknik olarak önlemler alındığı sürece herkesin kendi elektriğini üretebilmesi gerektiğini, üretimin tabana yayılması halinde ülkemizin, dünyada önünün açılacağını belirtti.

AB, Küresel Karbon Salınımını Azaltmak İçin Adım Atıyor

Çok temel değişimlerin yaşandığı hem politik hem sosyal hem ekonomik hem teknolojik anlanlarda yaşanan gelişmelerin görülmemiş bir hızla gerçekleştiğinin altını çizen AB Türkiye Delegasyonu Ticaret ve Diğer AB Politikaları Daire Başkanı Bartosz Przywara, Birliğin 2035’e kadar karbon emisyonunu yüzde 55 oranında azaltması gerektiğini hatırlattı.

“AB, dünyanın geri kalanına da birçok noktada liderlik yapıyor. AB, üçüncü ülkelere de kaldıraç görevi üstlenerek ticaret ortaklarının farkındalığını artırabilir. Modern ticaret anlaşmaları ile birlikte sürdürülebilir satın alımı güçlendirmek ve yenilenebilir enerjideki ticaret ve vergi yükünü azaltmak gibi hedefleri var.” diyen Przywara, AB’nin 2021 Şubat ayında belirlenen yeni stratejisi ile en üstte açık stratejik otonomiyi baz aldığını ifade etti. Przywara, şöyle devam etti:

“AB tam olarak açık olma ve küresel bazda ticaretin kolaylaştırılması için birçok şeyin özerkliğe bırakılması ve içerisden ve dışarıdan açık ticaret politikası başlatmak istedi. Bu ticaret politikasıyla birlikte birlikte yeşil mutabakat stratejisi 3 seviyede kendini belli edecek. Bunlardan ilki ne zaman mümkün olursa çok taraflı hareket etmek. Çeşitli uluslararası firmalardan söz edebiliriz. Çeşitli aşamalarda teşviklerimiz var fosilyakıt yerine kullanılabilecek kaynaklar ve şeffaflığın artırılması gibi adımlarla birlikte yeşil enerjiye karşı teşviğin artirilmas gibi seçenekler var. İkili ilişkilerde uygulanacak olan yeşil ticaret politimaz da var. AB, kendi serbest ticaret anlaşmalarımızda uygulanacak olan, Paris Anlaşmasının elzem ögelerinin serbest ticaret anlaşmalarında uygulanmasını sağlamak. Son olarak bunu çok önemli buluyoruz. Otonomluk, özerklik veya bağımsızlık diyebilriz. Bununda güzel örnekleri var. Sınırda Karbon Ayarlama mekanizmasını da yine çok güzel ve önemli bir yere koyuyoruz.”

Sınırda Karbon Düzenlemesi ile Rekabet Şartları İyileştirilecek

2005 yılında AB’de Avrupa Emisyon Ticaret Sistemi başlatıldığını hatırlatan Uluslararası Karbon Eylem Ortaklığı Kıdemli Danışmanı Theresa Wildgrube, karbondioksit emisyon sistemi olan bu sistem sayesinde endüstrideki kuruluşların 2035’e kadar emisyonları azaltılması hedeflendiğini belirtti.

Sınırda Karbon düzenleme mekanizmasının amacının AB ya da AB dışındaki firmalara aynı değerde bir ödeme yapılmasını sağlamak olduğunu belirten Wildgrube, “Emisyondan yoğun malların AB’ye ithalatı yine Avrupalı firmalarla aynı karbon fiyatını içerecek. Böylece uluslararası iş birliği daha da güçlendirilebilecek.” derken asıl amacın AB ve diğer ülke firmalarının pazarda daha da iyi rekabet edebilmesini sağlamak olduğunu altını çizdi.

Türkiye, Kişi Başı Karbon Emisyonu Salınımı Artış Hızı Açısından Dünya Lideri

Tükriye’nin toplam küresel sera gazı emisyonları içindeki payının yüzde 1,1 civarında olduğunu, Türkiye’nin iklim krizine çok yüksek bir katkı yapmadığını sanıldığını belirten Kadir Has Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alp Erinç Yeldan, “Avrupa Yeşil Düzenin özellikle sınırda karbon uyarlaması mekanizmasına Türkiye tabii olursa ne gibi sonuçlar elde ederiz? Avrupa Birliği kapsam 1 altında bu sınırda karbon düzenlemesine Türkiye’nin ihracatına bir vergilendirme süretiyle yönelecek olursa; Türkiye’nin Avrupa Birliğine olan ihracatında 15.8 milyon ton sera gazı emisyonu içerilmiş olarak Avrupaya ihracat edilebiliyor. Yani, Avrupa ihracat ettiğimiz malların kapsam 1 altında 15.8 milyon tonluk bir ihracatı söz konusu. Eğer buna kapsam 2 emisyon hesaplamasını da katarsak, kabaca 14.7 milyon ton da oradan geliyor. Avrupa Birliği’nin 2026’dan sonra kapsam 1 altında sınırda karbon düzenlemesine geçeceğini duyurduğunu biliyoruz. Orada telaffuz edilen 5 sektör. Demir çelik, çimento, bazı gübre sektörleri, elektrik ve Alimünyum. Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihracatının 4.8 milyar dolarını oluşturuyor. Avrupa Birliği’ne yaptığımız toplam ihracatın yarattığı istihdam ise 2 milyon kişiye ulaşıyor. Yani mesele sadece ihracatın vergilendirilmesi değil, istihdamında ciddi bir şekilde sekteye uğraması anlamına gelebileceğini görüyoruz.” dedi.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ